Gila Canavarı ve Şahmeran
Navaho inancında şifa verme gücü, gila canavarı (hila diye okunur) adındaki bir sürüngene atfedilir. Bu hayali bir varlık değildir. Kendisine doğada rastlanabilir. Ancak üzerine inşa edilmiş mitolojik bir öykü mevcuttur.

Buna göre, bir kişi hastalandığında gila canavarı onu parçalarına ayırıp sonra birleştirerek iyileşmesini sağlar. Kişinin bedeni ayrık durumdayken kanı karıncalar tarafından, gözleri ve kulakları Güneş tarafından, aklı ise Konuşan Tanrı ve Polen Çocuk tarafından bir araya getirilir. Ve kişi hayata döner.
Kalın yazdığımız sembolleri teker teker okuyacağız. Ama önce bir noktaya dikkat çekmekte yarar var: Gila canavarı doğadaki en güçlü zehire sahip hayvanlardan biridir. Bu senaryoyu bir yerden hatırlıyoruz değil mi? Hipokrat da, yine zehirli bir sürüngeni, yani yılanı, şifanın sembolü olarak kullanmıştı.
Peki Hipokrat’a bu sembol kimden miras kalmıştı?
Kısaca yanıt verelim: Sümerliler. Anadolu’nun çeşitli noktalarında hala görebileceğiniz birbirine dolanmış iki yılan figürü, ilk kez 5 bin yıl kadar önce, Sümerlilerin sağlık ve üreme tanrısı Ningişzida‘ya atfen kullanıldı. Sonraları aynı sembol, Romalıların Batı Anadolu’daki kolonilerinde yine bir sağlık tanrısını, Asclepius‘u temsil etti. Hipokrat’la kurulan bağ şimdi daha açık olmalı.
Ama gila canavarıyla Anadolu kökenli mitolojilerde bulunan yılan figürü arasındaki en güçlü benzerlik, hepimizin ismen bildiği Şahmeran‘da kendisini gösteriyor. Karşılaştırmalı bir çalışma, bize oldukça şaşırtıcı sonuçlar verebilir.